Kısa cevap: Aynı otelin, aynı uçuşun fiyatı sezona göre iki-üç katına çıkabiliyor. Ben yıllardır not tutuyorum ve şunu gördüm: mevsime göre ucuz seyahat isteyen biri için asıl fırsat, yüksek sezonun hemen öncesi ya da sonrasındaki iki-üç haftalık "omuz sezonu" aralığıdır. Havada belirgin bir kayıp yaşamazsınız, fiyatta ise ciddi bir düşüş görürsünüz. Aşağıda hem karşılaştırmayı nasıl yaptığımı hem de karar verirken kullandığım tabloyu paylaşıyorum.
İlk yıllarda "yaz pahalı, kış ucuz" gibi kaba bir ayrımla hareket ediyordum ve sürekli yanılıyordum. Şubat ayında Kapadokya'da beklediğimden yüksek fiyatlar gördüğümde ya da eylül sonunda Yunan adalarında neredeyse kış fiyatına konakladığımda anladım ki mesele takvim değil, talep.
Bir de araya "mikro yüksek sezon" giriyor: yılbaşı, bayram tatilleri, uzun hafta sonları, büyük festivaller. Düşük sezonun tam ortasında olsanız bile bu tarihlerde fiyat sıçrar. Bunu bilmeden plan yapan çok arkadaşım oldu, hepsi pişman oldu.
Bir destinasyona karar verirken önce şöyle bir tablo çıkarıyorum. Rakam yazmıyorum; onun yerine kendi aradığım tarihlerde gördüğüm fiyatı yüksek sezon fiyatına oranlıyorum. Böylece "ne kadar tasarruf ediyorum" sorusuna somut cevap alıyorum.
| Kalem | Yüksek sezon | Orta sezon | Düşük sezon |
|---|---|---|---|
| Uçak bileti | Baz fiyat | Belirgin düşüş | En düşük, ama uçuş sıklığı azalır |
| Otel / apart | Baz fiyat | Ciddi düşüş, oda seçeneği bol | En düşük, bazı tesisler kapalı |
| Araç kiralama | En sert artış burada | Rahatlar | Neredeyse serbest |
| Tur ve aktiviteler | Hepsi açık, fiyat sabit ve yüksek | Açık, pazarlık payı var | Kısıtlı program |
| Kalabalık ve sıra | Yorucu | Makul | Yok denecek kadar az |
Dikkatinizi çekmek istediğim satır araç kiralama. Uçak ve otelde yüzde otuz tasarruf ederken, araçta hiç beklemediğim artışlarla karşılaştım. Yaz aylarında ada ve kıyı destinasyonlarında araç bulmak fiyattan bağımsız olarak sorun oluyor. Bütçe planı yaparken bu kalemi ayrı satır olarak yazmanızı öneririm.
Geçen yıl elimde sabit bir bütçe vardı ve iki seçenek arasında kaldım: temmuzda beş gün ya da eylül sonunda dokuz gün. Aynı parayla. Eylülü seçtim ve bir daha da dönmedim o kararımdan. Denizin sıcaklığı ağustosun bile üstündeydi, restoranlarda rezervasyon derdi yoktu, müzelerde sıra yoktu. Tek bedel şuydu: birkaç plaj işletmesi sezonu kapatmıştı ve tekne turlarının bir kısmı iptal edilmişti.
Kışlık hedeflerde ise denklem tersine dönüyor. Kayak bölgelerinde ocak-şubat yüksek sezondur; asıl fırsat aralık başı ve mart sonudur. Mart sonunda kar kalitesi tartışılır ama fiyat listeleri neredeyse yarıya iner. Yazlık ve kışlık hedefleri karşılaştıran içeriklerde bu ters simetriyi görmek, yılın tamamını planlamayı çok kolaylaştırıyor.
Bazen tarih sabittir; izin günleriniz oynamıyordur. O zaman şu üç kaldıraca bakıyorum:
Bir: Sadece uçak biletine bakmak. Bilet ucuz görünüyor diye seçilen tarihte otel fiyatı fırlıyorsa toplam bütçe artıyor. Ben her zaman uçak + konaklama + yerel ulaşımı tek toplam olarak karşılaştırıyorum.
İki: Vize ve hazırlık süresini hesaba katmamak. Düşük sezon fırsatı yakalayıp da randevu takvimi yüzünden gidemeyen çok kişi tanıyorum. Vize gerektiren ülkelerde süreci fiyat araştırmasıyla aynı anda başlatmak gerekiyor.
Üç:
Son yazılar